Hikaye

Egeskov Şatosu hikayesi

Egeskov Şatosu

Efsaneye göre bu şatonun temelini atmak için koca bir meşe ormanı gerekmiş; adı da buradan geliyor: Egeskov "meşe ormanı" demek. En fazla 5 metre derinliğindeki küçük bir gölde, meşe kazıklar üzerinde yükselen Egeskov, Danimarka'nın en iyi korunmuş Rönesans su şatosu. Adı ilk kez 1405'te geçiyor; gördüğünüz şatoyu ise Frands Brockenhuus 1554'te, Danimarkalı soyluların evlerini birer kale gibi inşa ettiği çalkantılı bir dönemde yaptırdı.

Başlangıçta içeri girmenin tek yolu bir asma köprüydü. İki uzun bina, bir metreden kalın, içinde gizli merdivenler ve bir kuyu saklayan çift bir duvarla birbirine bağlı; böylece savunanlar bir binayı bırakıp diğerinden savaşmaya devam edebiliyordu. 1882'den beri mülk Ahlefeldt-Laurvig-Bille kontlarına ait.

Şatonun çevresinde 20 hektarlık eski bir park uzanıyor: 104 türün bulunduğu bir fuşya bahçesi, aralarında dünyanın en büyük bambu labirentinin de olduğu dört çit labirenti ve Piet Hein'ın tasarladığı yüksek bir güneş saati.

Bu hikaye Vikipedi ve açık kaynaklardaki bilgilerden derlenmiştir; tarih ve sayılar kaynakla karşılaştırılmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak ↗

Bu hikayeyi yerinde, doğal bir sesle dinle

Sightlore'da Egeskov Şatosu hikayesi doğal bir anlatıcı sesiyle, 5 dilde okunur. Oraya vardığında "Buradayım" de, pasaportuna damga bas.

Odense'de 12 hikaye daha uygulamada

YakındaApp StoreAndroid sürümü de yolda.