Hikaye

Medinetü'z-Zehra Sarayı hikayesi

Medinetü'z-Zehra Sarayı

Kurtuba'nın yaklaşık 5 km batısında koca bir saray şehrinin kalıntıları uzanır. 929'da III. Abdurrahman kendini halife ilan etti ve bu yeni unvanın itibarı, gücünü simgeleyecek yeni bir şehir gerektiriyordu. İnşaat 936–940'ta başladı ve onun ile oğlu II. Hakem'in saltanatı boyunca sürdü. 945'te halife artık burada yaşıyordu; 947'de darphane dahil devlet aygıtı Kurtuba'dan buraya taşındı.

Şehirde kabul salonları, bir cami, bürolar, soylu konutları, bahçeler, atölyeler, kışlalar ve hamamlar vardı; su kemerlerle getiriliyordu. Çoğu İfrikiye'den olmak üzere binlerce antik mermer sütun getirildi. Adı "parlak şehir" anlamına gelir; halk arasında anlatılan bir efsaneye göre halifenin en sevdiği eşinin onuruna verilmiştir. Ömrü kısa oldu: 1010 ile 1013 arasında bir iç savaşta yağmalandı ve ardından terk edildi.

Kazılar 1911'de başladı, ama 112 hektarın yalnızca yaklaşık 10 hektarı gün yüzüne çıkarıldı. 2018'de UNESCO Dünya Mirası oldu.

Bu hikaye Vikipedi ve açık kaynaklardaki bilgilerden derlenmiştir; tarih ve sayılar kaynakla karşılaştırılmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak ↗

Bu hikayeyi yerinde, doğal bir sesle dinle

Sightlore'da Medinetü'z-Zehra Sarayı hikayesi doğal bir anlatıcı sesiyle, 5 dilde okunur. Oraya vardığında "Buradayım" de, pasaportuna damga bas.

Kurtuba'da 29 hikaye daha uygulamada

YakındaApp StoreAndroid sürümü de yolda.